5 Ekim 1911'de İtalyanlar
Trablusgarp'a hücum ederek istilâ hareketlerine başlamışlardı.
Mustafa Kemal, bu bölgede görev almak üzere 15 Ekim 1911'de
İstanbul'dan ayrıldı. Trablusgarp'a gelişini takiben bir
süre Tobruk ve Derne Bölgelerinde gönüllü mahalli kuvvetlerin
başında bulundu.12 Mart 1912 de Derne Komutanlığına getirildi.
Bu sıralarda 27 Kasim 1911 tarihinde binbaşılığa terfi etti.
1912 yılı Ekiminde Balkan
Harbi başlamıştı. Mustafa Kemal, 24 Ekim 1912'de Trablusgarp'tan
hareket ederek İstanbul'a geldi. 21 Kasım 1912'de Gelibolu'da
bulunan Bahr-i Sefîd (Akdeniz) Boğazı Kuvay-ı Mürettebesi
Komutanlığı Harekât Şubesi Müdürlüğüne atandı. Bu atama
üzerine Gelibolu ya geldi. Olaylar süratle gelişmiş, baba
memleketi Selânik düşmüş, Bulgar Ordusu ilerleyerek Çatalca'ya
kadar gelmişti. Bu elim vaziyet kendisini çok üzdü. Bu cephede
bir süre sonra Bolayır Kolordusu Kurmay Başkanlığına getirildi.
Bu görevde iken Dimetoka ve Edirne'nin düşmandan geri alınışında
büyük hizmetleri gördü.
Mustafa Kemal, Balkan Harbinden
sonra, 27 Ekim 1913 tarihinde Sofya Ataşemiliterliğine atandı.11
Ocak 1914 tarihinden itibaren Belgrat ve Çetine Ataşemiliterliklerini
yürütme görevi de kendisine verildi. Sofya Ataşemiliterliğine
atandığı günlerde yakın arkadaşı Ali Fethi (Okyar) de Sofya
Elçiliğine atanmıştı. Mustafa Kemal Sofya Ataşemiliterliği
esnasında 1 Mart 1914 tarihinde yarbaylığa terfi etti.1915
yılı Ocak sonlarına kadar Sofya'da kaldı.
Bu sıralarda 1 Ağustos 1914'te
Almanya'nın Rusya'ya harp ilanı ile I. Dünya Savaşı başlamıştı.
Mustafa Kema1 gelişen siyasi ve askeri olayları büyük bir
dikkatle izlemekte; bir taraftan da görüş ve düşüncelerini
Harbiye Nezaretine bildirmekte idi. Ona göre katılma zorunlu
hale gelmedikçe Osmanlı Devleti bu büyük savaşın dışında
kalmalıydı. Ancak olayların süratle gelişmesi 29 Ekim 1914'te
Osmanlı Devletini de ister istemez İttifak Devletleri yanında
harbe girmek mecburiyetinde bıraktı. Mustafa Kema1 bu gelişmeler
üzerine Başkumandanlıktan kendisine faal bir hizmet istedi
ise de uzun süre bu isteği yerine getirilmedi. Nihayet ısrarı
üzerine, kendisini 20 Ocak 1915 tarihinde, Tekirdağ'da teşkil
edilecek 19. Tümen Komutanlığına tayin ettiler. Mustafa
Kemal, bu tayin üzerine Sofya dan ayrılarak İstanbul a döndü;
derhal yeni görev yerine hareket ederek Tümenini kurdu.
Bu Tümen kısa süre sonra görülen lüzum üzerine 25 Şubat
1915'te Tekirdağ'dan Maydos (Eceabat)'a nakledildi. Mustafa
Kemal burada,19. Tümene ilâveten 9. Tümenin 2 Piyade Alayı
ve bazı topçu birlikleri de emrine verilerek Maydos Mıntıkası
Kumandanı olarak görev yaptı.
Gelibolu Yanmadasında önemli
olaylar oluyordu. İngiliz donanması 18 Mart 1915 günü Çanakkale
Boğazını geçmeye teşebbüs etti ise de kıyı topçusunun başarılı
savunması karşısında, muvaffak olamayarak ağır zayiat verdi.
Donanması ile Boğazı geçemeyen düşman, bu defa Gelibolu
Yarımadasını çıkarma ile zorlamaya karar verdi. Olaylar
bu şekilde gelişirken, Genelkurmay Başkanlığı da 23 Mart
1915 tarihinde Gelibolu'da 5. Ordu kurulmasına karar vermiş,
Komutanlığına da Alman Generali Liman von Sanders'i atamıştı.
Liman von Sanders, muhtemel
düşman taarruzuna karşı kuvvetlerini üç gruba ayırarak planını
yapmış; Mustafa Kemal'in başında bulunduğu kuvvetleri ordu
ihtiyatına almıştı. Mustafa Kemal bu plan gereğince 18 Nisan
1915 günü Tümeniyle Bigalı'ya geçti.
Düşman birlikleri 25 Nisan
1915 günü Seddülbahir ve Arıburnu bölgesinden ilk çıkarma
hareketine başladı. Ancak çıkarma hareketi ilk gün karşısında
Mustafa Kemal'i buldu. Mustafa Kemal, çıkarmanın başladığını
görür görmez, kuvvetlerini süratle Bigalı'dan Conkbayırı'na
sevketmişti. Arıburnu'ndan Conkbayırı'na ilerleyen İngiliz
kuvvetleri, o gün, Mustafa Kemal'in komuta ettiği 19. Tümen
kuvvetlerinin taarruzu ile geri çekilmeye mecbur edildi.
Conkbayırı taarruzunda Türk
askeri görülmemiş bir inanç ve cesaretle savaşıyor, tarihin
en büyük kahramanlık sahneleri sergileniyordu. Dâhi komutan,
kumandanlara verdiği emre şu cümleleri de ilâve etmişti:
"Ben, size taarruz emretmiyorum; ölmeyi emrediyorum! Biz
ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler
ve kumandanlar geçebilir!"
25 Nisan 1915 günü başlayan
çıkarma, kuvvetlerimiz tarafından kıyıya kadar itilmesine
rağmen düşman, 26 ve 27 Nisan 1915 günleri de çıkarma harekâtına
devam etti. İlerlemek isteyen İngilizlerle yer yer şiddetli
çarpışmalar oldu; ancak her taarruz Türk askerinin kahramanca
savunması karşısında başarısız kaldı. Mustafa Kemal, Çanakkale
Cephesindeki bu üstün başarıları üzerine 1 Haziran 1915'de
Albaylığa terfi etti.
Düşman, Çanakkale'de başarı
sağlayamamasına, ilerleme gösterememesine rağmen, yeni bir
çıkarma yapmada kararlıydı. Düşünülen çıkarmanın gerçekleşebilmesi
için, her şeyden önce ilk direnç hatlarını oluşturan Arıburnu
ve Seddülbahir'deki Türk kuvvetlerinin yerlerinden sökülmesi
gerekiyordu. İngilizler bu amaçla 6 ve 7 Ağustos l9l5 günleri,
takviyeli kuvvetlerle yeni bir taarruz daha denediler; düşman
kuvvetleriyle, kuvvetlerimiz arasında şiddetli muharebeler
oldu. Ancak, Mustafa Kemal'in aldığı önlemIer sayesinde
düşmanın bu taarruzu da gelişme imkânı bulamadı. Arıburnu
ve Seddülbahir'deki taarruz devam ederken İngilizler 6 Ağustos
1919 akşamı Çanakkale'nin güney kıyılarına da asker çıkararak
ilerlemeye başladı. Bu suretle Anafartalar Bölgesi de ansızın
kritikleşti. Gelişen bu buhranlı durum üzerine Liman von
Sanders'in emri ile komuta değişikliği yapılarak, "Anafartalar
Grubu Komutanlığı'na 8 Ağustos 1915 tarihinde Albay Mustafa
Kemal. qetirildi. 9 Ağustos 1915 günü komutayı ele alan
Mustata Kemal beklemeksizin aynı gün yaptığı taarruz ile
ilerleyen İngiliz kuvvetlerini tekrar çıkarma yaptıkları
kıyılara itti. Aynı günün akşamı Conkbayırı bölgesine geçerek
buradaki kuvvetleri de 10 Ağustos 1915 sabahı taarruza geçirdi.
Böylece düşmanın ilerlemesine imkân verilmemiş; aksine tutunduğu
mevzilerden tamamen çıkarılarak Anafartalar bölgesine tam
anlamıyla hâkim olunmuştu.
Mustata Kemal, 25 Nisan
1915 taarruzunda olduğu gibi 9 ve 10 Ağustos taarruzlarında
da bizzat ateş hattında bulunmuş, ateş hattından emirler
vermiş, bu davranışı yanındaki subay ve erler için ifadesi
imkânsız cesaret kaynağı olmuştu. Conkbayırı'nda kalbini
hedef alan bir kurşun, cebindeki saate çarpıp geri döndüğünden
mutlak bir ölümden kurtuldu. Bu muharebeler esnasında gösterdiği
kahramanlık, azim ve yüksek kumanda kudreti, kendisine memleket
içinde ve dışında büyük ün sağladı. Artık o, "Anafartalar
Kahramanı" olarak anılıyordu. Aylarca süren çıkarma ve savaşlar
sonucu ilerleme kaydedemeyen İngilizler; nihayet 1915 yılı
Aralık sonunda müttefikleriyle beraber Çanakkale'den çekildiler.
Düşmanların Çanakkale Boğazı'nı geçememesi, İstanbul'un
işgalini önlemiş; İngilizlerin, Marmara ve Karadeniz üzerinden
müttefikleri Rusya ile bağlantı kurma hayallerini söndürmüştü.
Bütün bu olaylar, bir anlamda, I. Dünya Savaşının akışını
da etkiliyor, dünya tarihinin yönünü değiştiriyordu. Bu
savaşlarda İngilizler insan, araç ve gereç yönünden Türklerden
şüphesiz ki çok fazla idi; ancak onların unuttukları nokta,
Türk askerinin tarihsel kahramanlığı ve bu kahramanlığı
yönlendiren Mustafa Kemal faktörü idi.