Bir askeri hareket neticesi padişah olup bir ihtilâl neticesi
tahttan indirilen üçüncü Ahmet'in saltanatının bir kısmı
harb hâdiseleri, diğer parçası da sulhun kazandıracağı nimetlerden
faydalanma icraatıyla doludur.
III Ahmet padişah olduğu yıllarda Karlofca muahedesinin
milletin ve devlet adamlarının üzerinde bırakmış olduğu
acı tesir henüz silinmemişti. Bu acı tesir devam etmekteyken,
Rusların hududumuza tecavüzleri vukubuldugundan, Rusya'ya
harb ilân edildi. Sadrazam Baltacı Mehmet Pasa Rus Cari
Deli Petroyu Prut nehri kıyısında yakaladı ama , fırsattan
tam manasıyla istifade edilemedi. Ruslar basit bir muahede
ile büyük tehlikeyi attılar. Böylece Rusların vaktinden
önce büyümeleri önlenemedi. 1715 de Venediklilere karşı
açılan harbe ertesi yıl Avusturyalılar da karıştılar. Venedik
cephesinde üst üste muvaffakiyetler kazanıldıysa da , Avusturyalılar
üstün geldiler. Harbin sonunda imzalanan Pasarofca muahedesiyle
Mora ve Dalmacya Benediklilerden kurtarıldı, ama Avusturyalılar
bizden Belgrat dahil olmak üzere Kuzey Sırbistan ve Eflâk'in
bati kısmı gibi, Balkanların müdafasinda da önemli mevkii
bulunan toprakları kopardılar.
III Ahmet in bundan sonraki devresi , önemsiz kabul edilen
Iran harbi bir tarafa bırakılırsa umumiyetle sulh ve sükûn
devri olarak kabul edilir. Lâle devri diye isimlendirdikleri
bu yıllarda memleket için faydalı isler de yapılmıştır.
Devrin incelen zevkinin mimarideki örneklerini teşkil edecek
güzel süslü köşk ve saraylar inşa edilmiştir. Fakat ne yazikki
Patrona Halil isyanında güzel köşk ve saraylar yıkılmıştır.
Istanbulda Ayasofya camisi karşısındaki üçüncü Ahmet çeşmesi
bu devrin yadigârı halinde ayakta duran en güzel eserdir.
Lâle devri bir zevk ve eğlence devri olmakla beraber, Osmanlı
imparatorluğunda ilk yenilik hareketlerinin göze çarptığı
devirdir de. Batıdan aldığımız ilk teknik vasıta olan matbaa
Lale devrinde kurulmuştur. Güzel sanatların ve tefekkürün
kıymetinin anlaşılmış olduğunda şüphe yoktur. Zira, sanatkâr
da , bilgili insanlar da hakiki bir himaye ve taltife mahzar
olmuşlardır. Bu sebeple her iki branşta da gelişmeler olmuştur.
Coçukları: Mustafa (padişah olmuştur),
Abdülhamit (padişah olmuştur), Nazife Sultan, Isa, İbrahim,
Süleyman, Selim, Beyazıt, Ali , Seyfeddin, Numan, Selim,
Mehmet, Abdülmelik, Ayşe, Zeynep, Ümmi Selâma, Zübeyde,
Emetullah, Atike, Rabia, Saliha, Ümmi Gülsüm, Hatice, Rukiye,
Esma