1. "KİŞİOĞLU", ÜÇ KUTSAL VARLIKTAN BİRİ
Eski Türkler, "İnsanoğlu" na, "Kişioğlu" derlerdi. Türk
mitolojisinde, "Kişioğlu, k'inatın üç önemli varlığından
biri idi". Göktürk yazıtları şöyle diyordu: "Yukarıda gök,
aşağıda yer yaratıldığında, ikisi arasında da kişi oğlu
yaratılmış". Bundan da anlaşılıyor ki, "İnsanoğlu", gök
ile yer gibi, Tanrının yarattığı büyük varlıklardan biri
idi. İsl'miyette de şüphesiz ki, "Âdem Tanrının yarattığı
en değerli varlıktı". Kur'an'a göre, "Tanrı insanı, kendi
sûretinde yaratmıştı". İnsanoğlu en sonra yaratıldığı için
de, bütün varlıkların en olgunu ve aynı zamanda, k'inatın
da bir hül'sası gibi idi. En iyisi yine bunu, büyük Türk
şairi Seyyid Nesimî'nin şiirlerinden dinleyelim:
"Hak ta'la varligi Âdemdedir,
"Ev anindir, ol bu evde demdedir,
"Bilmedi Seytan bu sirri gamdedir,
"Ol sebepten, ta ebed m'temdir!..."
Altay Türklerinin bu efsanede adı geçen Tanrıları "Bay-Ülgen"
, yaratıcı bir Tanrı idi. Kendisi yerle gök arasında, yüce
Tanrının bir elçisi olarak bulunuyordu. Bu sebeple dünyayı
yaratmadan önce, Büyük Tanrının kutsal bir ilhamı, "Bay-Ülgen"
in bütün varlığını sarmıştı. Çünkü o, dünyayı yaratmak için,
Tanrı tarafından yeryüzüne gönderilmişti. Bu durumu, başka
bir Altay yaratılış efsanesi, daha güzel anlatıyordu:
2. ALTAY DESTANLARINDA "İNSAN"
Altay ve Sibirya destanlarında da şeytan, ile insanoğlu,
rekabet halinde idiler. Türk mitolojisi adlı eserimizde,
bu efsanelerin hepsi bir araya getirilmiştir. Bu destanları
şöyle özetleyelim:
İNSANIN YARATILIŞI
Bir insan sekli yapmis Tanri bir gün çamurdan.
Demis ki: "Insanoglu, türesin bu hamurdan!
Düsünmüs ki ne duyar, ne hisseder bu çamur,
Insanogluna çok var, yetismez yalniz hamur.
Demis: "Uçup çikayim göklere bir
ruh bulayim,
"Çamura ruh katayim, tam bir Tanri olayim".
Tanri ne yaratsaymis, Seytan da kiskanirmis,
Hele firsat bulsaymis, ne korkar utanirmis.
Tanrinin çiplak tüysüz, bir de köpegi
varmis,
Yabanciya vermez yüz, tepinerek havlarmis,
Tanir demis köpege: "Eger Seytan gelirse,
"Sakin aldanmayasin, sana bir sey verirse".
Bir ruh bulayim diye, Tanri uzaya çikmis;
Tanri ne yapmis diye, Seytan ortaya çikmis.
Köpek Seytani görmüs, korkutarak havlamis,
Bakip köpegi süzmüs, güzel sözle
tavlamis.
Demis: "Ey köpek niçin tüysüzsün
sen dogustan.
"Titriyor bak hep için, rahatin yok soguktan;
"Tanri'nin Insan'ina, gel yol ver bir bakayim;
"Senin tüysüz sirtina, altin tüyler
takayim!"
Köpek bu söze kanmis, havlamamis Seytana,
Seytan çamuru almis, tükürmüs ilk
insana.
Seytanin tükrügüyle, köpek de hep boyanmis,
Altin tüy buldum sanmis, pis tüylerle donanmis.
Tanri dönünce bakmis, insani tükrüklerle,
Köpek de dolasiyor, gururla pis tüylerle.
Köpege demis: "Doyma insandan rahat bulma.
"Nefret etsinler senden, dayaktan eksik olma!"
Tanridan killi imis, atasi ilk insanin,
(Vücudu da killiydi, aslinda Oguz-Han'in).
Seytanin tükrügünü, çevirmis
Tanri içe,
" Insanin iç yüzünü, getirmis
Tanri disa.
Insan ölümlü olmus, içi hastalik dolmus,
Fesat kalbini yolmus, insan gökten kovulmus.
Güzelmis distan insan, sakin bakip aldanma!
Güdermis içten Seytan, sakin aldanip kanma!
Şeytanın tükrükleri içinde kalan insanoğlu, hilek'r, yalancı
ve kötü olmuş. Gerçi bu yüzden, insanın dışı temiz görünürmüş
ama; Şeytanın tükrükleri ile dolu olan içi, fesatla sıvanmış
imiş. Tanrı göklerde yaşasın diye yarattığı insanoğlunu,
Şeytanın bu hareketi yüzünden beğenmemiş ve yeryüzüne indirmiş
demiş ki: "- Git seni gözüm görmesin, git de yeryüzünde
yaşa, gerektiği zaman öl ve gerektiği zaman da doğ! Sen
gökyüzünde ölümsüz olarak yaşamağa lâyık bir mahlûk değilsin!"
insanın içinde kalan şeytanın tükrükleri yüzünden hastalık
doğmuş. Bunun için de insanoğlu hastalanır, iyileşir ve
ölür olmuş. Anadolu'da şöyle atasözlerine çok rastlanır:
"İnsanın alacası içinde, hayvanın alacası ise dışında!"
Bizim Anadolu Türkleri böyle derler. Altay efsanelerine
göre de, "Köpeğin pislikleri, tüylerinde; insanın ki ise,
içinde kalmıştır".
3. "İNSAN", TANRI İLE BERABER
"İnsan ta başlangıçtan beri Tanrı ile beraber yaşıyordu":
Altay efsaneleri, birçok bölümlerden meydana gelmişlerdi.
Bunların, özellikle baş kısımları, genel olarak orijinal
idiler. Sonradan bu efsanelere, birçok yeni bölümler eklenmiş
ve yeni kompozisyonlar meydana getirilmişti. Bazılarına
göre, "İnsanın kendisi bizzat şeytandan başka birşey değildi".
Bu sebeple şeytan insanın, insanda şeytanın zaman zaman
yerlerine geçiyorlar ve birbirlerini tamamlıyorlardı. Buna
rağmen Altay yaratılış destanlarında, "İnsanla yaratıcı
Tanrı, hemen hemen, aynı zamanda yaşıyorlardı". İnsanoğlu
Altay destanlarına göre Tanrı ile beraber idiler. Bu fikir
biraz değişik de olsa, "İsl'm tasavvufunda" da vardır. Hacı
Bektaş'ı Velî'nin kendisi olduğu söylenen Şirî'nin şu nefesinde,
bu fikir çok güzel bir şekilde ifade edilmektedir:
"Cihan varolmadan ketmi ademde,
"Hak ile birlikte yektas idim ben".
Gerçi bu şiir, tasavvuf edebiyatının güzel bir örneğidir.
Fakat ne yapalım ki, insanlığın fikirlerinde de benzeşen
ve yakınlaşan birçok noktalar vardı.
"İnsan, Tanrı'yı kıskanıyor ve onunla rekabete
girişiyordu":
İnsanoğlu, yalnız Tanrı ile beraber yaşamıyor, aynı zamanda
onunla rekabete girişiyordu. Ama Tanrı, ona güzel bir ders
vermişti. Bu düşünce, Altay yaratılış destanlarının birinde,
çok güzel bir şekilde anlatılıyordu:
Yoktu Tanrinin artik basinda düsüncesi,
Insanoglunun ise durmadi hiç hilesi.
Bir rüzgâr çikarmisti sulari kaynatarak,
Tanriyi kizdirmisti yüzüne siçratarak.
Sandiki insanoglu bununla bütün oldum.
Ben çok güçlendim artik Tanridan üstün
oldum.
Ama nasil olduysa sulara düstü birden,
Gömüldükçe gömüldü
denize daldi hepten.
Tanriya yalvarmisti sularda bogulurken,
"Kurtar beri,ey Tanri", diye bagirir iken.
Tanri insafa geldi gitmedi üzerine,
Dedi: "Ey insanoglu çik sularin yüzüne!"
Tanrinin buyrugu ile insanoglu kurtuldu.
Gitti Tanri yanina orada uslu durdu.